özel çocuklarıatletizm şenliğinde Buluştu
Tuzla'da sanat sokaklarda
Altın Fiyatları Ne Olacak?
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

PENDİK UĞUR KURU TEMİZLEME SAHİBİ BAYRAM SİNAN, İLE MUSTAFA TELLİ’NİN

PENDİK UĞUR KURU TEMİZLEME SAHİBİ BAYRAM SİNAN, İLE MUSTAFA TELLİ’NİN
Pendik’in en sevilen isimlerinden biri olan Bayram Sinan’ı ne kadar tanıyorsunuz bilmiyorum. Oysa ben çocukluk günlerimde de olsa Bayram Sinan’ın Menekşe Sokakta açtığı ilk dükkânını dün gibi hatırlıyorum.
13.06.2011 / 15:38


 



Bildiğiniz gibi İstasyonu sahile bağlayan Gazipaşa Caddesi Belediye önünde (1) ikiye ayrılır, biri 30 derecelik bir açı ile motor iskelesine (2) giderken diğeri direk vapur iskelesine (3) bağlanır. İşte tam bu noktada Gazipaşa’ya ok gibi saplanan Pendik’in en küçük sokaklarından biri olan Menekşe Sokak vardır. Çarşı ile Tavuk Pazarı’nı birbirine bağlayan Menekşe Sokakta ise bahçe içersinde üç ahşap ev ile Konak Sineması, Menekşe Oteli ve Gazcı İbrahim Ağabey’inin bulunduğu üç iş yeri yer alır. Ecnebi filimler getiren Konak Sineması da sokağın hayat kaynağıdır. İşte bu sinemanın Perde altında açılan Uğur Kuru Temizleme, (4) Pendik’in ilk kuru temizlemecisidir. Çarşı Cami ile Menekşe Sokak arasındaki yolda 155 boyunda 55 kilo ağırlığında nur yüzlü ve aksakalı bir ihtiyar (5) görürseniz biliniz ki o Uğur Kuru Temizleme sahibi Bayram Sinan.



 



Bolu Gerede doğumlu olan Sinan, 1934’ün tatlı bir bahar günü Yağbaşlar köyünde dünyaya geldi. Bayram doğarda anne Hayriye Hanım ile baba Sezai Bey sevinmez mi? Şimdi dünyalar onlarındır. Konu komşuya dağıtılan yemekler, çocuklara dağıtılan şekerlemeler ile Yağbaşlar Köyü, bayram yeri olur. Bu sebeple de 2.300 gram ağırlığı 48cm boyunu olan bebeğe Bayram adını koyarlar. Bebek kiloda hafif boyda da kısadır ama çok geçmez bir iki ayda toparlanıp önce emeklemeye sonrada yürümeye başlar.



 



30’lu yıllar yokluk yıllarıdır. Yedi düveli dize getiren halk Kurtuluş Savaşı boyunca o cepheden bu cepheye koşmuş, boynuna atılan kemendi paramparça ederek yeni bir devlet kurmuştur. 1945–50 ise ikinci dünya savaşı yıllarıdır. Ülke perişan halk bitkindir. Elde ve avuçta bir şey yoktur. Tüm bu yokluklara rağmen eğitimin önemine inanmış Sezai Bey, Bayram’ı ilkokula göndermekte hiç tereddüt etmez. Bayram’da; bayram hani! Birkaç ayda okumayı söküp, yazmaya başlar. Bir iki derken üç bitmiş, sıra Ortaköy’deki 4 ve 5. sınıftır.(6) Hiç düşünmez üç kilometrelik yolu her gün yürüyerek Yağbaşlar'dan Ortaköy'e gidip, gelir.



 



Çocukluk günleri gibisi var mı? Ekmek elden su gölden misali. Yazın çelik çomak oynamak, kışınsa soba etrafında halka olup kestane eşliğinde masal anlatmak. Çocukların olmazsa olmazı közde pişen patatesle üç ya da beş taş oyunu. Hayvan peşinde koşuşturmaksa başka bir güzelliktir. Yaylalarda yayılan kuzular, kişneyen atlar.



 



Kim derdi ki bir gün Mevlüt, Ankara’dan gelecek ve Bayram’ın aklını çelecek. “Bayram, seni çok severim ama bu çiftin çubuğun sonu yok. Gel Ankara’ya gidelim. Bizim kuru temizleyicide çalışır, meslek edinirsin. İş kolay, meslekse ülkemizde yeni ve önü açık. Kırma beni gel Ankara’ya gidelim.”  O gün Bayram için yolun başlangıcıdır.



 



1938’de Kahire’den Ankara’ya gelen Mısırlı Bekir Nistek Beyin çalıştırdığı atölye,  Ankara’nın ilk temizleme dükkânıdır. Günün son teknolojisi ile dizayn edilen pırıl pırıl dükkân Bayramın hoşuna gitmiştir. Oysa dükkânda basit bir kaç makine ile iki el ütüsü ve bir yıkama havuzu ve kurulama alanlarından başka bir şey yoktur. 1950’de çıraklığa başlayan Bayram, 55’e kadar burada çalışır. 1955–57 Bayram’ın askerlik günleridir.



 



İstanbul Harbiye’de askerlik yapan Bayram, Bolu’nun küçük bir köyünden önce Ankara’ya oradan da İstanbul’a gelmiştir. Köy çocuğu başka ne ister? Bugün Kurtköy’de oturup 3 kilometre aşağıdaki denizi görmeyen çocukların bulunduğu ülkede Bayram Sinan’ın İstanbul’a gelişi yeni bir yol ayrımıdır. Celal Bayar ve Adnan Menderesi görüp, elbiselerini temizleyecek olan Bayramda haklı bir gurur vardır. Bayramda bir çalım bir çalım sormayın gitsin. Kolay mı? Bolu’nun küçücük bir köyünden kalk Ankara’ya oradan da İstanbul’a. Gel. Menderesin gömleğini ütüle dile kolay.



 



Bilgi ve görgüsü gelişen Bayram için, İstanbul bir başkadır. Askerlik işte. Ne günler geçer ne anılar biter. “Hiç unutmam, kışladayım. Beni general çağırmış. Benim gibi bir erin generalle ne işi olur? Ezilip, büzülerek generalin odasına gittim. O ne! General, bir koltukta, babam bir koltukta. Çok duygulandım.”  Olaysa harp malulü eski bir gaziye generalin gösterdiği hürmettir. Babası, ülkesi ve asker ile gurur duyan Bayram, bir hafta da izin koparınca İstanbul’dan ayrılamaz. Zira İstanbul büyük bir şehirdir. Sanayin ve ekonominin kalbi İstanbul’dur. İstanbul'sa ilim İrfan şehridir.



 



1957’de Beşiktaş’ta yeniden çıraklığa başlayıp, Fatma Hanım’la evlenen Bayram’ın bir elinde fırça öbür elinde gömlek. Günler ayları aylar yılları kovalar. Bayram, kalfalıktan ustalığa terfi eder. Sırada dükkân açmak vardır. Her usta gibi kendi işyerine sahip olmak onunda hakkıdır. Elinde İstanbul haritası semt semt gezer. Eşe dosta sorar, Eminönü, Kadıköy, Kartal derken Pendik’e gelir. Geliş o geliş. Küçük ama sevimli bir kasaba olan Pendik Bayram Ustanın yeni mekânıdır. 30 binler civarındaki Pendik nüfusunun 15 bini Merkezde,  5 bini Sapanbağları'nda, 3 bini E–5 altında yaşarken, Taşlıbayır’da 2 bin, köylerde (7) 5 bin kişi vardır ve Pendik’in uçsuz bucaksız ovaları henüz bom boştur.



 



Yanyalıların çoğunlukta olduğu merkezde en güzel sokak bu günkü gibi yine Gazipaşa Caddesi’dir. İstasyonu Vapur İskelesine bağlayan Gazipaşa’da ise o günkü dükkân sayısı bir elin parmakları kadardır. Köşede İsmet Abi'nin büfesi, altında kahve ve Foto Baki, Alt köşede Kör Bakkal. Manav Ahmet Abi ve bugünkü heykelin yerinde Gözlüklü Hasan Amca’nın Hürriyet Kırtasiyesi, yanında İtimatlı Kuruyemişçi Ömer Telli. Köşede Karınca, Ticaret Bankası, Tatbak, fırın ve Petek Pastanesi. Sonra;  Helvacıoğlu Gıda, Mahmut Toptan, lokanta, börekçi ve Camcı Nevzat. Berber ve Altın Kasap. Bir o kadar da karşı sırada. Başka mı?  İsmetpaşa’da bir iki dükkân, Hat Boyunda bir kahve ve börekçi. Hepsi olsa olsa 50 dükkân.



 



Köydeki bir çift öküzü satıp, Pendik’le kucaklaşan Bayram Usta, hoş sohbeti, güler yüzü, samimiyeti ve alçak gönüllülüğü ile kısa sürede Pendikli ile kaynaşır. Bir birine destek olan esnaf Bayram Ustaya kucak açıp kol kanat gerer. Konak Sineması sahibi Sacit Bey, Menekşe Oteli sahibi Osman Bey, Kuru yemişçi Ömer Telli ile Petek Amca akla gelen isimlerden bir kaçıdır.



 



Tahta parçaları ile yaptığı tezgâh, gaz ocağında ısıttığı el ütüsü Bayram ustanın ilk yol arkadaşlarıdır. Ancak dükkanı açtığı gün hiç iş gelmez. Ertesi gün yine gelen giden yoktur. Zira birkaç yıl önce açılan Güven Yıkama ile Kolacı Mehmet tüm Pendik’te tanınmak Uğur Kuru temizleme ise açalı birkaç gün olmuştur. Bir iki derken bir hafta geçmiş ama gelen bir müşteri yoktur.



 



Bayram Usta’nın canı sıkkın, morali bozuktur. Sohbete, çay kahve içmeye gelen çoktur ama iş henüz yoktur. Ve bir gün elini cebine atıp, anahtarı aramaya başlar. Amaç kapıyı çekip köye gitmektir. Ancak kader ağlarının örmüş Bayramı beklemektedir. Anahtar neredeydi derken bir de ne görsün mal sahibi Sacit Bey karşıda. Yol yordam bilen gönül dostu  Sacit Bey’in “Telaşlanma Bayram! Bu gün olmaz yarın olur. Birkaç gün daha sabret” sözü Bayramı sakinleştirir.



 



İlk müşteri Kalaycı Ahmet’tir. Namık Kemal Caddesinin (Stadyum Sokak) Dere sokak ile birleştiği noktada kalaycılık yapan Ahmet, Bayramın ilk müşterisidir. Ahmet’i; Mehmet, Mehmet’i; Ayşeler takip edince Ankara’da toprağa düşen tohum, Beşiktaş’ta fidan, Pendik’te ise ağaç olmaya adaydır. Bir yatak ve üç beş mutfak eşyasından ibaret bir göz oda ile el yapımı derme çatma bir tezgâhla işe başlayan Bayram Usta, “Önce düzen, sonra kazan.” düsturu ile durmadan dinlenmeden çalışıp çabalayarak kısa zamanda kendisini toparlar. Zira Pendik hızla büyümekte, Bayram Usta da ailesinden aldığı ilk terbiye ile Pendiklinin gönlünde yer etmektedir. Bu hengâmede en büyük yardımcısı da Konak Sineması makinisti Ali’dir. Ali’nin hemen her gece “Elbisenizi mi temizletmek istiyorsunuz? Uğur Kuru Temizleme emrinizde” anonsu Bayram Ustaya büyük bir destek olur. Kardeşlerini ve çocuklarını köyden getirten Bayram Usta, önce Kartal’a sonrada  Sapanbağları’na birer şube açar. Yaptığı işin en iyisini yapmak, büyümek ve biraz daha büyümek.



 



72 Bayram Usta için felaket yılıdır. Önce eşini kaybeder sonra dükkânı yanar. Ancak Emniyet ve Belediye gibi kamu kurumları ile 7’den 70’e tüm Pendikli onu bağrına basmıştır bir kere. Yüzlerce Pendikli canın sağ olsun demekten çekinmez. Elbise üstüne elbiseler dükkâna taşınır. Sigortadan zor zahmet aldığı para ile elbiseleri tazmin edip, yeniden işe başlayan Bayram Usta, Zeliha Hanımla ikinci evliliğini yaparak en büyük yardımcısına kavuşur.



 



Severek çalışan, severek yaşayan ve yaptığı her işi seven Bayram Sinan için doğruluk, dürüstlük, öncelikli konulardır. Çalışmak helal kazanmak Bayram Ustanın olmazsa olmazıdır. Yalandan ve dolan, Kandırmak ve kandırılmak birer kirliliktir. Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü ve Pendik Kaymakamlığı başta olmak üzere aldığı kalite ve başarı belgeleri bunun en güzel ispatı değimli. Giren ve çıkanın haddi hesabı olmayan Uğur Kuru Temizleme dükkânında Alman malı, 2005 model çevre dostu bir makine, beş ütü ve bir presle günde 100 parça temizleyen mini atölyede bu gün10 kişi çalışıyor.



 



Temizlenebilecek hemen her lekeyi söken, her tür kumaş ve dikişe olur diyen Bayram Usta, boya için “Bakalım” der. Zira her kumaşın farklı bir emme gücü vardır. İşse biraz risklidir. Kumaşı ayırmak, dikişi bozmamak oldukça zordur. Her hangi bir müşteriyi üzmek, kırmaksa Bayram Usta’nın lügatinde yoktur.



 



Adnan Menderesle tanıştığı çocukluk günlerinden beri siyasetin hem içinde hem dışında olan Bayram Usta, Menderes’ten övgüyle bahsederken. Erbakan için: “Hoca bir tane.”der. Selamet’ten Refah’a uzanan çizgide İslam'dan hiç taviz vermeyen Uğur Kuru Temizleme sahibi Bayram Sinan, hep ılımlı (7) bir portre çizer. “Milletimi ve memleketimi çok severim” diyen Sinan için sevgi ve hoş görü her şeyin başıdır. “Okumadan, incelemeden, araştıramadan doğruları bulamazsınız. Dürüst olmak, erdemli olmak hepimizin olmazsa olmazıdır.”



 



Pendik Sanayi Sitesi, İrşat Cami ve İmam Hatip Lisesi gibi hatır hasenat işlerinde daima önde olan Pendik’in ilk Kuru Temizlemecisi Bayram Sinan, bugün 74 yaşında olup, 2 çocuk ve 6 torun ile Pendiklinin gönlünde taht kurmuş gibidir. Allah ömrünü uzun, bahtını açık etsin. Başka ne diyelim. Hayırlı işler Bayram Usta.



 



1- Pendik Belediye binası bugünkü Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezinin bulunduğu binada hizmet vermekteydi.



2-Pendik - Eminönü arası çalışan şehir hatları iskelesi Gazipaşa Caddesi’nin bitimindeki karakolun yanında yer alırdı.



3-Pendik ve köylerinden aldığı sebze ve meyveyi İstanbul’a taşıyan motor iskelesi İnönü Caddesi’nin denizle buluştuğu bugünkü Lale Çay bahçesinin bulunduğu yerdeydi.



4-Pendik’te ilk kuru temizleme Güven Kuru Temizleme’dir. Ancak Güven’de temizleme yıkayarak yapılmaktaydı.



5-İhtiyardan kasıt aksakalıdır. Zira Bayram Usta, birçok gence taş çıkartacak akıl ve beden sağlığı ile dimdik ayaktadır.



6-O yıllarda köy okulları üç sınıflıdır. Çocuklar 4 ve 5. kasabada okumaktadırlar  



7-Dolayoba, Yayalar, Kurtköy, Kurna, Emirli, Ballıca, Göçbeyli, Kurtdoğmuş, Orhanlı, Tepeören, Akfırat, Ömerli (bu köyler zaman zaman Pendik sınırlarından çıkmışsa da alış verişine Pendik ile yapmıştır.)



8-Günümüzde İslam çeşitli şekillerde yorumlanmaktadır. Buradaki Ilımlı İslam'dan kasıt İslam’ın orijinal halidir. Allahın kitabı Kuran-ı Kerim’de yazan ayetler ve Allah’ın Resulü Hz. Muhammed Mustafa’nın örnek hayatıdır.



 



 


Etiketler:
Bu haber toplam 542 defa okundu
YAZARLAR